• Türkiye Sanal Fotoğraf Müzesi

  Sergiler
Post Image





ATATÜRK
Fotoğrafları Albümü
Sevgiyle, saygıyla, özlemle...

Post Image
İSİMSİZLER
(Ali Rıza Demir)
Sahne ışıkları değil yanan, podyumda da değiller. Gün ışığı desek, en çok ondan habersizler. Plastik bir gezegen bu. Bedenlerinin ölçüleri belli, kiloları şaşmaz. Bilekler ince, bacak boyu uzun, omuz genişliği muntazam. Saçlar gerçek olamayacak kadar parlak, baş hizası herkese yukarıdan bakacak denli üstte. Peki, yukarıdan aşağıdan değil de aynı hizayı yakalasak onlarla, neleri görürüz sizce? Vitrin önlerinden akıp giden kalabalıklar içindeki ben gibi, sen gibi yalnızlar. Çıplaklıklarını bile, utancın yanakları kızartan sıcaklığından uzak yaşarlar. Aynada kendini inceleyen bir yüzün derinleşen bakışlarıyla, herkesten başka bir yere bakmanın vakur haliyle, seni süzen, tartıp biçen bakışlardan bir an önce uzaklaşma isteğiyle, en uzağa, en yakına, gözlerinin tam içine yahut gerilere, yukarılarda bir yere bakmanın tanıdık, bildik biraz da acıtan haliyle dururlar. Onlar Plastik Gezegenin Popüler Bedenleri. Hepimizden benzer bir parça, kısmi bir kopya, andıran bir ifade, bizimle inkâr edilmez bir aynılık taşıyorlar. Böylece hepimiz gibi kendi hayatının başrolünü oynarken, dünya öyküsünün isimsiz birer kahramanı oluyorlar. Yazan: Seda Uslu Sarıoğlu
(TSFM: 01/2016)

Post Image



SONSUZ BİR ŞİİR TÜRKİYE
(Zeynel Yeşilay)
TÜRKİYE: Topraklarında 29 uygarlığın yaşadığı cennet ülke. Her karışından farklı bir tarih fışkıran ülke. M.Ö. Onbinlere uzanan tarih dokusu ile zengin ülkemiz ve onun yavru vatanı Kuzey Kıbrıs’ın fotoğraflarından oluşan bu sergi ile hem ülkemizin hem de Kuzey Kıbrıs’ın doğal ve tarihi değer ve varlıkları tanıtılmaktadır.
(TSFM : 01/2015)

Post Image CİZRE
(Aynur Ülker)
Tarihteki adıyla: “Cezire'i İbn Ömer”. Ruhani alanının yoğun olması nedeniyle her zaman ilgi odağım olmuştur. Ve zaman içersinde bölgenin mahrumıyeti de gizemliliğini sürdürmesine yardımcı olduğu görüşündeyim. Kişisel inançlar, toplumsal ananeler ülke insanının kültür aynasıdır. O aynanın içinde zaman zaman meraklıların ilgisini çeken Nuh Tufanı ve Nuh’un gemisinin Cudi dağında oturuyor olması Nuh Peygamber'in Türbesinin Cizre'de bulunmasının aynanın içinden bana yansımasını gördüm. Bir bayram sabahı Cizre Ulu Cami'nin içi ve avlusu sabah namazı sonrası hısımlarıyla bayramlaşan erkekler ve evlatları anneler de kız evlatlarıyla Ulu Cami'nin hemen karşısındaki mezarlıkta ailece toplaşmışlar. Baş uçlarından Berzah alemine açılan yakınlarının kabirlerinde Kur’an okuyorlar. Bedenlilerle bedensizlerin arasındaki bu Bayramlaşma havasını daha da ruhanileştiriyor içinde bulunduğum zamanın. Yörede çocuklara kurulan Bayram yerinde, at arabasına ve dönme dolaba bayramlıklarıyla binen coçukların geçici de olsa neşelenmelerine tanıklık ettim; erkeklerin aile bağlarında saygılı olmaları dikkat çekıyordu. Bölgeye huzurun gelmesi ve bu güzelliklerin herkes tarafından görülmesi dileklerimle.
(TSFM : 10/2013)

Post Image LÜBBEY KÖYÜ
(Aynur Ülker)
İzmir’in Ödemiş ilçesine 30 km uzaklıkta. Terk edilmişliğin acısını yüreğinde taşıyan Lübbey köyü. Damları Osmanlı kiremitleriyle döşeli renkleri kırmızıdan yeşile çalmış Lübbey evleri. Doğayla bir bütün halini almış Lübbey. Yol kenarlarında her evin su ihtiyacını karşılayan taş ustasının elle döşemış olduğu su arkları. Yine dar sokaklarının elle döşenmiş taş sokaklarında zamanı geriye sararak dolaştığımda her köşe başında durup geçmiş zamanı selamladım. Sahip olduğu evinin eşiğinden besmelesini çekerek attığı ilk adımı ve şu küçük pencerenin pervazına başını dayayıp sabahın seher vakti günün uyanışını dinleyen kadını, kapının eşiğine oturmuş beyaz namaz tülbendi başında akşam ezanını elleri duada dinleyen ihtiyar kadını düşledim. Sundurmaların altında neşeli çocuk sesleri çınladı kulaklarımda. Yapı taşları içinde kaybolmuş geleceğine mahzun bakışlarla bakan şu kedicikler “karnımız aç” diyorlardı. Biribirlerinden destek alıyormuşçasına, ayakta kalmayı istiyormuşçasına çığlık-çığlığa zamana direnemeyen evler. Minaresi olmayan, dış sıvaları yer-yer dökülmüş, bağdadisi cıkmış minyatür caminin güzelliğini seyrediyorum. Manevi değeri yüksek mirasımızın korunmaya alınması dileklerimle.
(TSFM : 05/2013)

Post Image ÖNEM-SİZ
(Oğuz Nusret Bilik)
Hayat detaylarda saklıdır, bazen de önem-siz görünende. Çıplak ve çarpıcı gerçeği fotograf ile yeniden yaratabilmek, görünmeyeni görünür, algılanamayanı algılanabilir kılmak gerekir. Toplumsal yaşamın yalın gerçekleri bazen önemsiz olanla buluşur ve gerçek kendine yeni bir yüz bulur. Fotografın diliyle yalın, sarsıcı, yıkıcı bir hal alabilir. Düşünür, düşündürür, sorgular sorgulatır ve hatta sonuç arar. Önemsiz gördüklerimiz bazen toplumun dikte ettiği kültürü ve ideolojisi ile uzlaşmaz, o yüzden değersiz ve hatta tehlikelidir. İnsan bazen kendi gerçeğiyle bile uzlaşamaz. Ama sürekli kendini aşmak ilerlemekse amaç, gerçeği önemsemeyip yüzleşmekten korktuğumuz şeylerde aramalıyız. İnsan yakaladığı ipuçları ile bakmalı hayata, sorgulamalı, irdelemeli sonuç aramalı. Yaşama değer vermenin, öğrenmenin yoludur ipuçlarına takılmak. Kısacası başkalarının aldırmadığı ne varsa ilgileniyorum, önem-siz şeyler işte. Kuru dallarına takılı kova ile yağmur duasına çıkmış bir ağaç, gökyüzünü kirleten bizlere inat daha yüksekten uçmayı öğrenen kuşlar, neler anlatıyorlar… Kısacası başkalarının aldırmadığı ne varsa ilgileniyorum, önem-siz şeyler işte.
(TSFM : 09/2012)

Post Image HAYDARPAŞA GARI
(Zeynep Özcan)
İstanbul'un Anadolu'ya ve Orta Doğu'ya açılan ilk kapısı (garı) olan Haydarpaşa gar binası, devrin Osmanlı padişahı II. Abdülhamit (1842-1918) döneminde, 30 Mayıs 1906 tarihinde tamamlandı. Binanın bulunduğu sahaya Selimiye Kışlası'nın yapımında büyük emeği geçen padişah III. Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verilmiş ve bundan sonra bu yere yapılan bina da bu adla anılagelmiştir. Projesi iki Alman mimarı OTTO RITTER ve HELMUTH CONU tarafından hazırlanmıştır. Gar binası başlangıçta 2525 m2 alana kurulmuş ve bugünkü kapalı kısımları ile birlikte 3836 m2’lik bir alana yayılmıştır. Binanın mimari tarzı “NEO-KLASİK ALMAN MİMARİSİ” stilindedir. Her biri 21 m uzunluğunda 1100 adet suya karşı izole edilmiş ahşap kazık üzerine inşa edilmiştir. Bu kazıklar buharlı şahmerdan ile çakılmıştır. Devlet Demiryolları yetkililerince 1976 yılında geniş çapta onarıma alınmış, 1983'de tamamlanmıştır. 28 Kasım 2010 tarihinde çatısında çıkan ağır yangından dolayı çatısı çökmüş ve 4. katı kullanılamaz hale gelmiştir. Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren Projesi kapsamında İstanbul-Eskişehir bölümündeki demiryolu çalışmaları nedeniyle, 1 Şubat 2012 tarihinden itibaren 24 ay süreyle ülke çapındaki tren seferlerine ara verildi.
(TSFM : 06/2012)

Post Image
HİNDİSTAN'DAN PORTRELER
(Savaş Varlısoydaş)
Hindistan dünyanın en gelişmiş uygarlıklarından birini yaratmıştır. Büyük imparatorlukların ve uygarlıkların kurulması ve sona ermesi Asya’da Avrupa’dan çok daha önce gerçekleşmiştir. Hindistan, tek bir kültürel ve dinsel yapıda değil; değişik ırk, kültür ve dinlerin bir arada yaşadığı mozaik bir yapıdadır. Hindistan’ı önemli kılan bir başka etken de Hinduizm ve Budizm gibi iki büyük dinin bu topraklarda doğmuş ve gelişmiş olmasıdır. Hindistan bağımsızlığını kazandıktan sonra ekonomik olarak büyük gelişim göstermiş olan ülke, temelde bir tarım ülkesi olmakla birlikte, dünyanın sayılı sanayi ülkeleri arasına girebilmiştir. Geniş topraklara sahip olan Hindistan, farklı iklim koşullarını bir arada yaşar. Hindistan’da sıcak, yağışlı ve serin iklim koşulları aynı anda görülebilir. Bu renkli mozaik e sahip ülkeye şubat 2011 ayında yapmış olduğum 23 günlük orta ve kuzey Hindistan’ın 10 ayrı şehrini gezerek, renkli insanların portrelerinden oluşan fotoğraflarımı sizlerle paylaşıyorum.
(TSFM : 05/2012)

Post Image SONSUZ BİR ŞİİR KUZEY KIBRIS
(Zeynel Yeşilay)
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu Cumhurbaşkanı Merhum Rauf Raif DENKTAŞ’ın anısına. Kıbrıs’ı yaşamak, Kıbrıs’ta yaşamak, bitmeyen bir senfoni ve bitirilemeyecek kadar uzun bir şiirdir. Yaklaşık yüzbin fotoğraf içerisinden büyük bir titizlikle seçtiğim karelerin yer aldığı bu sergi, Kuzey Kıbrıs’ı sizlere daha iyi tanıtabilmek ve sizleri de bir Kıbrıs tutkunu ve sevdalısı yapmak içindir diyebilirim. Adayı uzun yıllardan beri gezip fotoğraflamama rağmen bitirebilmiş değilim. Kuzey Kıbrıs’a gelip denizini, güneşini, mavisini, yeşilini ve tarihi güzelliklerini görüp, eşsiz lezzetteki mezelerini ve yemeklerini tadarsanız, sıcakkanlı insanlarıyla keyifli dostluklar kurarsanız, adadan ayrılmakta zorlanırsınız. Biz Türkler, dostlukların uzun ömürlü olması gerektiğini hatırlatan bir Atasözünü sık sık tekrarlarız. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır". Eğer sonsuz güzellikleri ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşadığınız unutulmaz günleri bir kahve tadında pekiştirmek istiyorsanız, Girne’de bulunan Bellapais Manastırına gidiniz ve bu tarihi ortamda, eşsiz manzaranın önünde gün batarken huzur içinde bir Türk Kahvesi yudumlayınız. O anın güzelliğini, hep gülümseyerek hatırlayacaksınız. Ben yaşadım, biliyorum. Siz de yaşamaya ne dersiniz?
(TSFM : 03/2012)

Post Image
DÜŞSEL: MAVİ
(Ayşe Saray)
“Düşsel: Mavi”, 2005 şubatında Ankara’dan başlayarak paylaşıma sunulan “Düşsel Gerçekler”in, mavinin sonsuz derinliklerinde devam eden yolculuğundan kesitler içermektedir. “Düşsel Gerçekler”, hüküm süren karmaşa ve teknolojinin etkisiyle daha da hızlanan yaşam akışını bir an için de olsa durdurup, gittikçe daha uzaklarda ve büyük ölçeklerde aradığımız düşlerimizi çağrıştıran renk ve ışık oyunlarını, emektar ve mekanik bir Nikon FG 20 yardımıyla, gözümüzün önünde, elimizin altında, hatta kendi derinliklerimizde keşfetmenin ve arınmanın hazzını yansıtmaktadır. Soyutlamanın ötesine geçen soyut kompozisyonlardan oluşan, klasik fotoğraf bakışının ötesinde resimle fotoğrafı birleştiren, uzak ve soğuk "soyut" kavramını yakın ve sıcak bir konuma taşıyan sergi, ışık kırınım ve yansıtma gücü yüksek malzemelerden kurgulanmış olan düşsel; ancak gerçek görüntülerden oluşmaktadır.
(TSFM : 01/2012)

Post Image SANKİ İSTANBUL
(İlke Coşkuner)
İstanbul, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluk hazineleriyle dünyanın en büyüleyici şehirlerinden biri. Şehir 2700 yıllık yolculuğu yansıtan yaşayan bir efsane. Biz İstanbul ile şehirde yaşayanların efsanelerini bir gölge perdesi ardından ifşa ediyoruz. İstanbul’u Düşle izleyicisine uzatılmış (uzanan) devamını kendisinin tamamlayacağı bir davet. Gölge perdemiz doğaüstü bir şeyleri değilde de İstanbul’un gerçek insanlarının ve gerçek yaşamının büyüsünü yansıtıyor. Yedi tepe üzerine kurulu, bahçelerden, lalelerden, güllerden, çam-selvi-erguvan ağaçlarından, saraylardan, camilerden, hisarlardan, kalelerden, kulelerden, çeşmelerden, tarihi binalardan, kahvehanelerden, çarşılardan, birbiri ardı sıra gelen köprülerden oluşan bu tılsımlı şehrin tinsel portresinin renkleriyle zevkleneceğiz. Yalnıca şehirle ve hazineleriyle değil halkıyla ve değerleriyle de bütünleşeceğiz Gölge perdemizden karşıkonulmaz Türk baharatını koklayıp, lezzetli Türk lokumundan tadacağız. İstanbul’u düşleyeceğiz. Not: "Sanki İstanbul" sergim için İstanbul görüntülerinin çekimleri ve konsept çalışmasındaki katkılarından dolayı Zulal ERŞEN‘e teşekkürlerimle. Sergi, 12. Cordoba Fotoğraf bienalinde Ocak-Mart aylarında 15 fotoğraf olarak sergilendi.
(TSFM : 10/2011)

Post Image III. RICHARD IŞIK VE ŞİDDET
(Ethem Onur Parlar)
Benim için önemli olan izleyende ‘şiddet’ duygusunu oluşturacak parçaları sunmak oldu. Hiçbir kare tam ve donuk bir hareketi anlatmamaktadır. Öyle ki şiddetin başladığı yer belli olsa da noktalandığı yer ürkütücü olabilir. Bu nokta bana değil, sergiyi izleyenlere ait olmalı. Zihinlerde tamamlanan her kare kişinin kendi sınırlarını da ortaya koyacaktır. Bu bağlamda fotoğraf ile izleyen arasında zihinsel bir hareket ve ikili bir tamamlanmışlık oluşturmaya çalıştım. Fotoğrafların siyah-beyaz gibi iki karşıt renkten oluşması da bana yaşam ve ölümün hem birbirini tamamlayan hem de anlam olarak birbirine zıt yanını hatırlatmaktadır. Biri olmadan diğerinin anlam kazanmadığı bu mükemmel karşıtlık doğanın ta kendisidir aslında. Bunun içine katılacak olan herhangi bir renk bana göre anlamı güçsüzleştirmek olacaktı. Işık, fotoğraflardaki görüntünün anlamını destekleyen bir efekt olarak kullanılmıştır. Işığın, hareketin destekçisi, hareketin ise ışığın tetikçisi olması yönünde çalıştığımı söylemeliyim. Eylemin kendisini oluşturan şiddet ve onu destekleyen ışıktan yeni görünümler elde etmeye çalıştım. Şiddeti başka bir yolla yeniden karşınıza getiriyorum.
(TSFM : 07/2011)

Post Image DOĞANIN RESİTALİ
(Orhan Turhan)
Doğa içinde barındırdığı eşsiz güzellikler ile yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Günün kargaşasından uzaklaşmak ve doğayı yaşamak için sırt çantamızı alıp doğanın içinde buluruz kendimizi. Sadece görmek yetmez, hissetmek de gerekir doğanın gizemini. Benim doğayı seçişim ne kaçış ne de sessizlik için; doğayla yaşamak, yaşarken bakıp ta göremediklerimizi görmek, hissetmek, detaylarıyla doğayı belgelemek, belgelerken hiç bir şekilde doğaya ve içindeki canlılara zarar vermeden çekimlerimi tamamlamak için doğayı seçiyorum. Çekimini yaptığım doğa fotoğrafları heybetli Uludağ’ın endemik florası ve faunası ile doğa meraklılarını her daim içine çeken güzelliklerinden oluşmaktadır. Detaylarda gizlenmiştir, yaşama dair mucizeler. Farklı bakar farklı görürüz her birimiz, ama aynı çarpar kalplerimiz. Doğa ve onun mucizelerini gün ışığına çıkarmak, renklerin dansını izlemek ve bu dansta bize eşlik eden kelebeğin kanat çırpışını hissetmek için.. Eşsiz narin güzelliği ile buzlara meydan okuyan kardeleni görmek, tüm duyularımızla farkında olmanın tadına varmak için.. Keşfedilmeyi bekleyen gizleriyle her an, her haliyle bizi şaşırtmaya devam eden doğanın resitalini birlikte izleyelim.
(TSFM : 04/2011)

Post Image ÇOCUKLUK HALLERİ
(Selçuk Kadıoğlu)
Çocukluğumun geçtiği 60’lı yılların Eskişehir’inde bizler için tatil; okullar kapanınca tuğla ocaklarında sırtımızda tuğla taşımak, hal bölgesinde karpuzları kamyondan top gibi havada atarak tutarak tezgâha yerleştirmek ve kazandığımız paraları sermaye yaparak sakız, frigo buz alıp satmaktı. Ayrıca kader kısmet denilen paralı şans oyunu: Çok az bir para karşılığı toplu iğneyi eline alan çocuk, üzerinde açılmamış bölümleri kazıyıp çıkan numaraya göre hediye kazanırdı. En büyük hediyenin numarası (5) idi. Boş çekenlere sarı renkli ve tadı kötü olan gofret verilirdi. Çıkması umut edilen hediyeler; çikolata, sakızlı şeker, kız kovalayan, renkli tarak, horozlu ayna türü hayallerimiz gibi değersiz şeylerdi. Televizyonun ve bilgisayarların hayatlarımızı esir almadığı o yıllarda her şehirde olduğu bizim oralarda da çocuklar sokaklarının tek hâkimleriydi ve sokaklar oyun alanlarıydı. Bütün bu yokluklara, yoksunluklara karşı mutluydu, umutluydu, hayalleri vardı. Çocukluk Halleri; günümüzde 10 yaşında olgunlaşıp, 20 yaşında ihtiyarlayan ve aynı zamanda psikolojik ve duygusal doyum kaynağı olması gereken çocuklarımız yerine gelecekteki ekonomik destek ve güvenliğin kaynakları olarak görülen çocuklarımızın hayatlarından bir kesit olarak düşünülmeli.
(TSFM : 07/2010)

Post Image
KIRKLAR KİLİSESİ
(Berrin Cerrahoğlu)
Fotoğraf’ın görevlerinden en önemlisinin “İnsanoğlu’nun yarattığı kültür zenginliklerin yok olmadan belgelenmesi ve genel insanlık kültürüne aktarılması” olduğunun bilinci ile yola çıkan Berrin Cerrahoğlu, bu sergi ile Süryani kilisesinin kapısını aralıyor. Bu serginin konusunu, Mardin’de bulunan Süryani Kilisesinden biri olan KIRKLAR KİLİSESİ'ndeki İsa’nın doğum günü kutlaması için yapılan “Doğuş Bayramı” (25 Aralık 1999) oluşturmaktadır. Kırklar Kilisesi: Mardin’in merkezinde bulunan Şar mahallesindedir. Kilise 6.yüzyılda inşa edilmiş olup üç giriş kapılı,ince taş işçiliği ile işlenmiş mihrapları,400 yıllık ahşap mihrap kapıları, kök boya ile yapılan 1500 yıllık orijinal baskı perdeleri ,geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan mevcuttur.1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiş ve bu tarihten sonra Kurklar Kilisesi olarak anılmalya başlanmıştır. . Kırklar Kilisesi bugün Mardin Metropolitlik kilisesi olarak da hizmet vermektedir.
(TSFM : 04/2010)

Post Image GÖRMEK İÇİN BAKMAK YETMEZ
(Orhan Turhan)
Doğa içinde barındırdığı eşsiz güzellikler ile yaşamımızın vazgeçilmez bir parçasıdır.Günün kargaşasından uzaklaşmak doğayı doğal yaşamak için sırt çantamızı alıp doğanın merkezinde buluruz kendimizi,bazenbir çiçek veya bir kelebektir ilgimizi çeken bazende bakıpta göremeden geçeriz ayrıntıları, sadece görmek yetmez hissetmek gerekir doğanın gizemini. Neden doğaya çıkarız? yaşadığımız Büyükşehrin gürültüsünden kaçmak içinmi yoksa kendimizi doğanın sessizliğinde dinlemek içinmi.Bunun nedeni doğa sevgisi olmalı Ben doğayı ne kaçış nede sessizlik için seçiyorum.Doğayı doğal yaşamak, yaşarken bakıpta göremediklerimizi görmek hissetmek detaylarıyla doğayı belgelemek, belgelerken hiç bir şekilde doğaya ve içindeki canlılara zarar vermeden çekimlerimi tamamlamak için doğanın merkezinde bulunuyorum.Çekimini yaptığım doğa fotoğrafları heybetli Uludağın endemik florası ,faunası ile doğa meraklılarını herdaim içine çektiği güzelliklerinden oluşmaktadır. Doğada yaşam Güneşin doğuşu ile batışı arasındadır.Dün rüya yarın ise hayaldir,rüyayı mutlu hayali umutlu yapan ise bugündür. Bugünü iyi yaşayalım gelecek için doğamıza sahip çıkalım.
(TSFM : 01/2010)

Post Image KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ
(Zeynel Yeşilay)
Kuzey Kıbrıs, tarihin ilk devirlerine uzanan dokusu, doğal güzelliklerinin doyumsuz zenginliği, ılıman mevsimi, sıcakkanlı insanları, gastronomisi, kültürel ve folklorik özellikleriyle her çağda ilgi çeken ve etkileyici bir ada olmuştur. İnsanlarının, doğaya önem vermesi, Kıbrıs’ın güzelliklerinin eldeğmemiş pırıl pırıl kumsallar, tahrip edilmemiş bir doğa içinde korunan bitki yapısı, özellikle Beşparmak dağlarının zengin florası ve endemik bitki çeşitliliği olarak günümüze kadar bozulmadan gelebilmesini sağlamıştır. Farklı ve hoş görünümleriyle dikkat çeken orkideler, bir başka güzellikteki Medoş laleleri, Kum zambakları, yemyeşil ormanları, av hayvanları ve bu güzelliklerin arasında keyifle doğa yürüyüşü yapma imkanları, adanın en önemli özelliklerindendir. Köylerde bozulmadan devam eden otantik hayatta adaya başka bir güzellik ve değer katmaktadır. Dünyada ender bulunan doğal kumsallarıyla da göz dolduran Kuzey Kıbrıs’ta yaz aylarında büyük bir hareketlilik yaşanmaktadır Artık efsaneleşen deniz kaplumbağaları da yine bu aylarda doğal yuvalarına binlerce kilometre uzaklıktan gelerek yumurtlamakta ve ada insanları da kurduğu çevre dernekleriyle Caretta'ların yaşam haklarına destek olmaktadırlar.
(TSFM : 10/2009)

Post Image PENCERELER ve KAPILAR
(Zeynep Özcan)
Kimi zaman sesimizi dışarıya taşıran, kimi zaman sızılarımızı dışarıdan saklayan pencereler. İçinde tutsak olacağımızı bile bile hazırladığımız hücrelerin, o tutsaklığı gizleyebileceğini sanarak çiçeklerle süslediğimiz gözleri. Kapattığımızda dünyadan uzaklaştığımızı sandığımız, ama yine de zaman zaman merakla araladığımız pencereler. Ve tabi karşı pencereler. Kendimizi içini merak etmekten alıkoyamadığımız karşı pencereler. Sağ ayağımızla çıkmayı uğur saydığımız, koşarak dönmek istediğimiz kapılar. İçeriden kapattığımızda bizi yalnızlığımıza gömen, dışarıdan kapattığımızda düşlerimizi dışarıda bırakmak zorunda kalsak bile yine de ve nedense döndüğümüz kapılar. Hiç bıkmadan sevgi ağırlayan, ve bir gün ölüm uğurlayan kapılar. Zaman zaman ilgimizi çeken, bu defa başka bir pencereden bakıp fotoğrafladığımız, bütünden koparıp dört çizginin içine hapsettiğimiz, ama sırrını çözemediğimiz, sır vermeyen kapılar, suskun pencereler. Bu defa da Zeynep Özcan’ın objektifinden ulaşıyorlar gözlerimize. Bu bir ilk değil, ve bir son olmayacak. Kapılar ve pencereler, güzellikleri, hüzünleri, gizemleriyle objektiflerimize takılmaya devam edecekler. (Tuğrul Çakar)
(TSFM : 07/2009)

Post Image VENEDİK
(Savaş Varlısoydaş)
29 Ekim 2008 günü İstanbul Karaköy limanından MSC Poesia gemisi ile yapmış olduğum sekiz günlük Adriyatik gezisinin Venedik durağında çekmiş olduğum fotoğrafları sizlerle paylaşmak istedim. Burası, küçük sokaklardan ve 180 adet minik kambur-sırtlı köprülerden oluşan bir labirent olduğundan arzu edenler elbette yürüyerek de gezinti yapabilir. Burası alışveriş ve fotoğraf çekme meraklıları için cennettir. En iyi mevsimler İlkbahar ve Sonbahardır. Lido'daki Film festivalleri, Büyük kanaldaki Tarihi Kraliyet Regattası, vb. ile Venedik'te "mevsim" yazındır. Her iki yılda bir (çiftli yıllar), Haziran - Ekim ayları arasında dünyanın en ünlü sanatçılarının çalışmaları, Giardini Pavilion'daki Sanat Bienalinde ziyaretçileri ile buluşmaktadır. Bugün, sahip olduğu istisnai konumu ile Venedik, kendi varlığına bir tehdit oluşturmaktadır. Üzerine kurulduğu toprak parçasının doğası, onun yavaş bir şekilde batmasına ve onu çevreleyen suyun da seviyesinin yükselmesine sebep olmaktadır. Birçok ölçümler yapılmakta ve şehrin kurtarılması için gerekli olan projeler ve araştırmalar yapılmaya devam edilmektedir. Fotoğraflarımla, sizleri Venedik'e götürebilmek ve sizlere oraları yaşatabilmek ümidiyle.
(TSFM : 04/2009)